Temsil ve Yetkisiz Temsil
İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku
Temsil Nedir? Temsil Kavramı ve Temel Ayrımlar
Temsil, Türk Borçlar Kanunu'nun 40-48. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eski borçlar kanununda yer alan 32-40. maddeler arasındaki düzenlemeler esasen daha anlaşılabilir hale getirilerek korunmuştur.
Temsil Kavramı
Hukuki işlemler, kabul edildiği üzere yalnızca tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracaktır. Ancak ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerle birlikte tarafların bizzat işlem yapması yerine bir başkası aracılığıyla işlem yapmaları bir ihtiyaç olarak görülmüştür. Temsil aracılığı ile yapılan hukuki işlemlerde ilgili hukuki işlemin tarafları ile işlemi yapan kişiler farklı olabilecektir. Kişiler temsilcileri aracılığı ile işlem yapabilmekte; özellikle sözleşmelerin kurulması kapsamında temsil hükümleri önem arz etmektedir.
Temsilci aracılığı ile yapılacak hukuki işlemlerde bizzat tarafın ilgili işlemi yapma zorunluluğu bulunmamaktadır; benzer olarak bir kimseye karşı yapılacak beyanın her zaman ve mutlaka o kişinin şahsına yapılması gerekmeyecektir.[1] Buna göre temsilciye yapılan beyan da tıpkı ilgili hukuki işlemin tarafına yapılan beyan gibi hüküm ve sonuç doğuracaktır.
Temsil ve Vekalet
Türk Hukuku'nda bu iki kurum birbiriyle sıkça karıştırılmaktadır. İlk ve en büyük fark, temsil yetkisinin verilmesinin tek taraflı bir irade beyanı ile olmasına karşın vekalet ilişkisinin karşılıklı borç yükleyen ve karşılıklı irade beyanına ihtiyaç duyan bir ilişki olmasıdır. Bundan başka maddi fiillerde temsilin mümkün olmamasına rağmen vekalet ilişkisinde vekil maddi fiilleri gerçekleştirebilecektir.
Temsil ve Tüzel Kişinin Organı
Gerçek kişilerden farklı olarak tüzel kişiler fiil ehliyetlerini kullanırken organlarını kullanırlar. Organlar, ait oldukları tüzel kişinin adına ve hesabına hareket etmekle birlikte organ tüzel kişinin temsilcisi değil bizzat kendisidir.[2] Söz konusu organlar yaptıkları işlemlerle tüzel kişileri borç altına sokabildikleri gibi hak kazanmalarını da sağlayabilirler. Önemle belirtilmelidir ki temsilcinin beyanı kendi beyanı iken organların beyanı tüzel kişinin beyanı olarak zuhur etmektedir.[3]
Öğretide bazı yazarlar tarafından kabul edilen diğer görüşe göre, tüzel kişilerin organları tarafından yapılan işlemlerde doğrudan bir temsil yetkisinden bahsedilemeyecektir. Bu halde organ ve tüzel kişi arasındaki ilişkiyi sui generis bir temsil ilişkisi olarak adlandırmak ve TBK'da yer alan temsile ilişkin hükümlerin uygun düştüğü ölçüde uygulama alanı bulacağının kabulü daha isabetli olacaktır.[4]
Temsili Açıklayan Teoriler
Temsil ve yetkisiz temsil hükümlerinin uygulama alanlarının belirlenmesi adına teoriler önem taşımaktadır.
Fiksiyon Teorisi
Bu teoriye göre temsilci ile temsil olunan arasındaki ilişki bir varsayıma dayanmaktadır; temsilcinin temsil olunanın iradesini ilettiği varsayılmaktadır. Bu görüş kabul edilemez yanlışlıklar içermektedir; nitekim temsil ilişkisinin kanundan kaynaklandığı durumlarda temsilcinin temsil olunanın iradesini taşıdığı iddia edilemeyecektir.[5]
Savigny Teorisi
Bu teoriye göre temsilci temsil olunanın iradesini taşıyan bir vasıtadır; bu sebeple temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemler temsil olunanı bağlamaktadır. Söz konusu teori haberci ile temsilcinin farklılığını ortaya koyamadığı için destek görmemiştir. Haberci başkasının iradesini olduğu gibi taşırken,[6] temsil ilişkisinde temsilci kendi iradesini açıklamaktadır.[7]
Halefiyet veya Mamelek Teorisi
Bu görüşe göre hukuki işlemin sebebi temsilcinin şahsına ilişkin olmakla birlikte işlem temsil olunan nezdinde hüküm ve sonuç doğurduğundan hukuki işlemin yapay olarak bölündüğü kabul edilmiştir. Bu bölünme sonucunda temsilci söz konusu sözleşmeden doğan hak ve borçlardan yararlanamamaktadır.[8]
Mitteis Teorisi
Bu teoriye göre temsilci ile temsil olunan yapılan hukuki işlemin birlikte katılanı olmaktadır. Temsil olunanın iradesi ile temsil yetkisinin kapsamı içinde temsilcinin açığa vurduğu irade müşterek olarak, karşı tarafın iradesiyle birleşerek sözleşmeyi meydana getirir.[9] Bu görüş, temsil yetkisinin kapsamı ile temsil ilişkisini birbirine karıştırdığı için eleştirilmiştir.
Temsil Teorisi
Alman Medeni Kanunu'na dayanak olarak geliştirilmiş ve Jhering, Hölder, Dernburg tarafından kabul edilmiştir.[10] Temsilcinin kendine has iradesini açıkladığını kabul etmişlerdir. Türk-İsviçre hukukunda da kabul gören bu teoriye göre temsilci kendi iradesini açıklıyor olsa da söz konusu hukuki işlemin etkileri temsil olunanın bünyesinde meydana gelmektedir.[11]
Müşterek Hukuki İşlem Teorisi
Bu teoriye göre temsil olunan ile temsilcinin iradelerine birbirine paralel iken öneride bulunan kimse ile kabul edenin irade beyanları birbiriyle karşılaşmaktadır. Böylece hukuk düzeni hem temsil yetkisinin verildiği işleme hem de temsilcinin yaptığı işleme temsil sonucunu bağlamaktadır.[12] Hukuki sonuç hem temsil olunan hem de temsilci tarafından istenmiş kabul edilir.[13] Örneğin bir evin müşterek malikleri feshi ihbar ettiklerinde müşterek irade beyanı nasıl müşterek bir hukuki işlem meydana getiriyorsa; temsil olunan ile temsilcinin birbirinden bağımsız irade beyanları da müşterek bir hukuki işlem oluşturmaktadır.[14]
Bilgide Temsil
Temsil ile kişiler irade özerkliği ve sözleşme serbestisi ilkeleri kapsamında diledikleri gibi iş ve işlem yapabileceklerdir. Sözleşmenin kurulması yönündeki irade beyanını veya sözleşme görüşmelerini temsilci vasıtasıyla yürütebileceklerdir.
Temsil, ilke olarak, temsil olunanın menfaatlerine hizmet eder.[15] Ancak bu durum daima böyle tezahür etmeyebilir; bazı durumlarda temsil üçüncü bir kişinin menfaatine olabilir. Temsil yalnızca hukuki işlemlerde söz konusu olabilecektir; maddi fiiller ile kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımında temsilden bahsedilemeyecektir.
Temsil kurumundan farklı olmakla birlikte doğrudan ilgili olan bilgide temsil kavramı, özellikle sözleşmeler hukuku bağlamında önem arz etmektedir: "Hukuki sonuç doğuran bazı olgular temsilci tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği zaman, 'bilgide temsil' kavramının yardımı ile, bu bilgi temsil olunanda da varsayılacaktır."[16]
Bilgide temsil, hukuki olarak bir temsil değildir.[17] Kıyas yolu ile temsil hükümleri bu çerçevede uygulama alanı bulacaktır. Sözleşmenin kurulması esnasında iradelerini sakatlayan hata, hile ve korkutma hallerinde bilgide temsil özellik arz etmektedir. Temsilci tarafından yapılan bir hukuki işlemin güven nazariyesi çerçevesinde değerlendirilmesinde kural olarak şartlar temsilciye göre irdelenmelidir.[18] İyi niyetli hak iktisaplarında yine benzer şekilde temsilci tarafından bilinen olgular hakkın kazanılmasına engel teşkil edebilecektir.[19]
Temsilin Türleri
Kanuni Temsil ve İradi Temsil
Bu ayrımın özünde temsil kudretinin kaynağı yer almaktadır. Temsil yetkisi temsil olunanın temsilciye bir temsil yetkisi vermesi halinde meydana geliyorsa iradi temsil; temsil olunanın rızasına bağlı kalmaksızın başkaca bir düzenlemeden kaynaklanıyorsa kanuni temsil söz konusudur.[20] İradi temsilde temsil olunan her halükârda işlemleri bizzat de yapabilirken, kanuni temsilde söz konusu işlemin temsil olunan tarafından yapılması istisnai haller dışında mümkün değildir.
Doğrudan Temsil ve Dolaylı Temsil
Doğrudan temsilde temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlem doğrudan temsil olunanı bağlamaktadır. Türk-İsviçre hukukunda kabul edilen Repraesemtationstheorie ile açıklanan bu kurumda temsilci, temsil olunan adına hareket eder ve temsilci tarafından akdedilen sözleşmenin hükümleri temsil olunan kişinin şahsında doğmaktadır.[21]
Dolaylı temsilde ise temsilci kendi irade beyanını açıklaması suretiyle sözleşmeyi kendi adına yapmaktadır. Temsil olunan üçüncü kişi ile yapılan sözleşmenin doğurduğu hukuki etkilerden doğrudan tesir görmeyecektir. Ancak çoğunlukla vekalet sözleşmesi gibi ek bir sözleşme ile temsilci kendi adına yapmış olduğu sözleşmeden doğan hak ve borçlarını temsil olunana devretme yükü altına girmiştir.[22]
Doğrudan Temsil Yetkisinin Hukuki Sonuçları
Doğrudan temsil yetkisinin hukuki sonuçlarının varlığından bahsedebilmek için şu şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:[23]
- Temsilcinin temsil yetkisine sahip olması
- Temsilcinin temsil olunan adına hareket etmiş olması (açıklama ilkesi)
Açıklama İlkesi: Temsilcinin üçüncü kişi ile yapmış olduğu işlemi temsil olunan adına ve hesabına yaptığını üçüncü kişiye bildirmesi esastır. Aksi halde hukuk düzeni kişilerin yapmış oldukları işlemlerin kendilerini bağladığını kabul etmektedir.
İlgili için Örtülü İşlem: TBK m. 40/II, f. 2 kapsamında karşı tarafın bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, temsilcinin yaptığı işlem yine temsil olunanı bağlayacaktır.[24] Ancak resmi şekle bağlı sözleşmelerde bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı kabul edilmektedir.[25]
İç Temsil ve Dış Temsil
İç temsil, temsil olunanın doğrudan temsilciye karşı yapmış olduğu irade beyanıyla onu temsilci tayin etmesidir. Dış temsil ise temsil olunanın sözleşmenin tarafını oluşturacak üçüncü kişiye bir irade beyanında bulunmasıdır. Alman hukukunda dış temsil kabul görmüş olsa da Türk ve İsviçre hukukunda kabul görmemiştir.
Bununla birlikte TBK m. 41/II'de yer alan düzenleme gereği temsil olunanın üçüncü kişiye yapmış olduğu bildirim çerçevesinde üçüncü kişinin güveni korunmuştur. Öğretideki hâkim görüşe göre bu hükmün temsil yetkisinin varlığı için de kıyas yoluyla uygulanması mümkündür.[26] Dış temsil beyanının irade bozuklukları sebebiyle iptal edilip edilemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte, TBK m. 41/II'nin koyuluş amacı dikkate alındığında bu bildirimin iptal edilemeyeceğinin kabulü gerekir.[27]
Temsil Yetkisi: Bağımsızlığı ve Kapsamı
İradi temsilde temsil yetkisinin verilmesi tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşecektir. Söz konusu irade beyanının temsilciye varması gerekli ve yeterlidir; temsilcinin kabulüne ihtiyaç bulunmamaktadır. Temsil yetkisi açık olabileceği gibi örtülü de olabilecektir.[28] Benzer şekilde temsilci tek taraflı ve varması gereken bir irade beyanıyla temsilcilikten çekilebilir.[29]
Temsil yetkisinin verilmesi ile temsilcinin üçüncü kişi ile yapmış olduğu işlem birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki işlemdir.[30]
Temsil Yetkisinin Bağımsızlığı
Temsil yetkisi ile temel ilişki (vekalet, hizmet veya ortaklık sözleşmesi) esasında bağımsızdır. TBK m. 42/I, f. 2 de temsil yetkisinin kaldırılması veya geri alınması halinde temel ilişkiden doğan hakların baki olduğunu ifade ederek bu bağımsızlığı ortaya koymaktadır.
Temsil yetkisi için bir sözleşme ilişkisinin varlığı aranmayacaktır; vekalet sözleşmesi olmadan da temsil yetkisi var olabilir.[31] Temel ilişki herhangi bir sebepten dolayı geçersiz olsa bile temsil yetkisinin geçersizliği bundan etkilenmeyecektir.[32]
Temsil yetkisinin verilmesi anında temsil olunanın tam ehliyetli olması gerekirken, temsilcinin ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir.
Temsil Yetkisinin Kapsamı
Temsil olunan tarafından temsilciye verilen temsil yetkisi kişi ve zaman bakımından sınırlandırılabilmektedir. Türk Hukuku'nda ayrıca aktif ve pasif temsil yetkisi ayrımı da söz konusudur: aktif temsil yetkisinde temsilci üçüncü kişilere karşı irade beyanında bulunabilirken, pasif temsil yetkisinde üçüncü kişilerden gelecek önerilere karşı kabul beyanında bulunabilecektir.
Temsil yetkisinin kapsamına ilişkin bir başka tasnif özel ve genel temsil yetkisidir. HMK m. 73-74 ve TBK m. 504 kapsamında özel yetki gerektiren hallerde genel temsil yetkisi ile iş ve işlem yapılamayacaktır.
Temsil Yetkisinin Kötüye Kullanılması ve Sona Ermesi
Temsil Yetkisinin Kötüye Kullanılması
Temsilci, temsil olunanın menfaatine olmayan bir işlemi yapmamalıdır. Temsilcinin üçüncü kişilerle yapmış olduğu hukuki işlemlerde temsil olunanın menfaatine aykırı bir sözleşme akdetmesi halinde üçüncü kişilerin iyi niyetinin korunması emniyet prensibinin bir gereğidir.
Temsil yetkisinin kötüye kullanılmasının şartları:
- Temsilcinin geçerli bir temsil yetkisine sahip olması
- Temsilcinin, temsil olunanın menfaatine aykırı bir işlem yapması
- Üçüncü kişinin TMK m. 3 kapsamında iyi niyetli olmaması
Öğretideki pek çok yazar, bu durumda temsil yetkisinin temel ilişkiden soyutluğu bir kenara bırakılarak temel ilişkiye dayalı olarak temsil olunanın zararının tazmini gerektiğini kabul etmektedir.[33]
Temsil Yetkisinin Sona Ermesi
Geri alma: TBK m. 42/I kapsamında temsil yetkisi herhangi bir şekil şartına bağlı olmaksızın geri alınabilir. TBK m. 42/II ise temsil olunanın geri alma hakkından önceden feragat edemeyeceğini düzenlemektedir. Geri alma beyanı varması gereken bir işlem olup, temsilci geri alma beyanı ona varana kadar yapmış olduğu işlemler temsil olunanı bağlamaya devam edecektir.[34]
Yetki belgesinin iadesi: TBK m. 44 kapsamında temsil yetkisi bir yetki belgesi ile verilmişse, yetkinin sona ermesi halinde söz konusu yetki belgesinin (örn. vekaletname) geri verilmesi gerekmektedir. Yetki belgesinin geri alınması için gerekli işlemlerin yapılmaması halinde, iyiniyetli üçüncü kişilerin zararını gidermek zorunda kalınacaktır; burada bir culpa in contrahendo sorumluluğu söz konusudur.[35]
Diğer sona erme halleri: Temsilcinin istifası, sürenin dolması, konunun ortadan kalkması (örn. satın alınmak istenen taşınmazın satışının gerçekleşmesi) ile TBK m. 43'te sayılan ölüm, gaiplik, ehliyet kaybı ve iflas hallerinde de temsil yetkisi sona erecektir.[36] Ancak madde hükmü bu durumların aksinin kararlaştırılmasına olanak tanımaktadır.
Yetkisiz Temsil ve Sonuçları
Yetkisiz temsilden bahsedilebilmesi için bir kişinin herhangi bir temsil yetkisine dayanmadan bir başkası adına işlem yapması gerekmektedir. TBK m. 46 kapsamında yetkisiz temsil halinde söz konusu işlem ancak adına işlem yapıldığı iddia olunan kişi tarafından icazet verildiği durumlarda geçerli olacaktır. İcazet verilene kadar geçen sürede söz konusu işlem askıda hükümsüzdür.[37]
Yetkisiz temsilin şartları:
- İş gören ile üçüncü kişi arasında geçerli bir hukuki işlemin yapılmış olması
- İş görenin işlemi başkası adına yapmış olması
- Başkası adına hareket eden iş görenin temsil yetkisinin olmaması
Temsil yetkisinin sınırının aşılması durumunda da yetkisiz temsilden bahsedilebilecektir.[38] İcazet kural olarak bir bütün olarak verilmelidir;[39] ancak sözleşmeye konu edimler bölünebilir nitelikteyse icazetin kapsam dışında kalan kısım için verilebileceğinin kabulü gerekir.[40]
Sözde temsil olunanın bu işleme icazet vermediği sürece bağlı olmayacağı kabul edilmektedir. TBK m. 46/II kapsamında sözleşmenin karşı tarafı sözde temsil olunana bir mehil verebilir; bu mehil içinde icazete ilişkin bir irade açıklaması yapılmazsa sözleşmeden dönülebilecektir.[41]
İcazet verilmesi halinde söz konusu askıda geçersiz işlem geçmişe yönelik yenilik doğurucu bir etkiyle geçerli hale gelir.[42]
Sözde temsil olunan tarafından sözleşmeye icazet verilmediği durumlarda ise söz konusu işlem hükümsüz olacaktır. Bu halde işlemin karşı tarafı verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilecektir. TBK m. 47/I'de ise sözleşmenin geçersizliğinden doğan menfi (olumsuz) zararın tazmini düzenlenmiştir; bu zararın kaynağı bir culpa in contrahendo sorumluluğudur.[43]
Yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun hukuki mahiyetine ilişkin birden fazla görüş bulunmaktadır. Klasik görüşe göre bu sorumluluk sözleşme benzeri bir sorumluluk türü olan culpa in contrahendo sorumluluğudur. Federal Mahkeme de yetkisiz temsilcinin sorumluluğunu bu şekilde kabul etmiştir.[44]
Sonuç
Yetkisiz temsilcinin üçüncü kişi ile yapmış olduğu sözleşmenin geçersizliği sebebiyle karşı taraf nezdinde öncelikle menfi zararın giderilmesi gerekecektir. Hakkaniyetin gerektirdiği hallerde ise müspet zararın da tazminine hükmedilebilmektedir. Yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun culpa in contrahendo sorumluluğu olduğunun kabulü ile bu sorumluluğa uygulanacak zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Kaynaklar ve Dipnotlar
Bölüm 1
- Kocayusufpaşaoğlu, Necip; Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, 6. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2014, s. 620
- Kılıçoğlu, Ahmet M.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2016, s. 243
- Nomer, Haluk N.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler El Kitabı, İstanbul 2019, s. 75
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 629
Bölüm 2
- Ömeroğlu, Handan Oruç; Yetkisiz Temsil, Ankara 2018, s. 56; Esener, Turhan; Borçlar Hukuku I, İstanbul 2017, s. 258
- Kılıçoğlu, s. 243
- Esener / Gündoğdu, s. 258
- Ömeroğlu, s. 56
- Esener, s. 259
- Ömeroğlu, s. 60
- Esener, s. 260
- Esener, s. 261
- Ömeroğlu, s. 62
- Esener, s. 261
Bölüm 3
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 621
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 623
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 622
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 625
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 625
Bölüm 4
- TMK Madde 342 — Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.
- Nomer, s. 75
- TBK Madde 532 — Alım veya satım komisyonculuğuna ilişkin düzenleme.
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 673
- Federal Mahkeme söz konusu hükmün günlük ihtiyaçlarla sınırlı olmayacağını kabul etmiştir.
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 685
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 641; TBK m. 41/II: "Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir."
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 645
Bölüm 5
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 636
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 636
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 637
- Esener, s. 277
- Esener, s. 278
Bölüm 6
- Esener, s. 285-286
- TBK Madde 45 — Temsilci yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunan veya halefleri, temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdırlar.
- Nomer, s. 83
- Kılıçoğlu, s. 259; Esener, s. 298
Bölüm 7
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 721
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 720
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 724
- Kocayusufpaşaoğlu, s. 725
- Kılıçoğlu, s. 265
- Esener, s. 312
- Nomer, s. 84
- Kılıçoğlu, s. 266
Genel Kaynakça
- Altıner, Fatma Zeynep. Yetkisiz Temsil. İstanbul: YL Tezi, 2009.
- Aydın, Gülşah Sinem. "Borçlar Hukukunda Temsil Yetkisinin Kötüye Kullanılması." TBB Dergisi (2020): 236-290.
- Esener, Turhan ve Fatih Gündoğdu. Borçlar Hukuku I. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017.
- Kılıçoğlu, Ahmet. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Ankara: Turhan Kitabevi, 2016.
- Kocayusufpaşaoğlu, Necip ve diğerleri. Borçlar Hukuku Genel Bölüm. İstanbul: Filiz Kitabevi, 2014.
- Nomer, Haluk N. Borçlar Hukuku Genel Hükümler El Kitabı. İstanbul: Beta, 2019.
- Ömeroğlu, Handan Oruç. Yetkisiz Temsil. Ankara: Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2018.
- Tiftik, Mustafa ve Elif Şen. "Yetkisiz Temsilcide Culpa in Contrahendo Sorumluluğu." MUHFHAD (2016): 2643-2664.