Haziran ayından beri “süresiz nafaka kaldırıldı” başlıkları dolaşıyordu. 30 Eylül 2026’da kararın tam metni Resmî Gazete’de yayımlandı ve tartışma artık ikinci el aktarımlara değil, kararın kendisine dayanıyor.
Kısa cevap: Anayasa Mahkemesi bir ibareyi iptal etti, nafakayı kaldırmadı. İptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. O güne kadar kural değişmiş değil.
AYM tam olarak ne karar verdi?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Dosya, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin görmekte olduğu bir boşanma davasında yaptığı itiraz başvurusuyla Mahkeme’ye geldi (somut norm denetimi). İptal kararı oyçokluğuyla, yürürlüğün ertelenmesi ise oybirliğiyle verildi. Üç üye (Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş, Kenan Yaşar) karşı oy kullandı; bir üye (Yıldız Seferinoğlu) iptale farklı gerekçeyle katıldı.
İptal edilen ibarenin yer aldığı fıkra şöyle:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”
İptal edilen, bu cümledeki iki kelime. Yoksulluk nafakası kurumu yerinde duruyor.
İptal ne zaman yürürlüğe giriyor?
30 Haziran 2027’de. Mahkeme, ibarenin hemen düşmesinin bir hukuk boşluğu doğuracağını ve bunun kamu yararını zedeleyeceğini belirterek iptalin, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi (Anayasa m.153/3).
Bu yazının ilk hâlinde vurguladığımız nokta böylece netleşti: süre karar tarihinden (4 Haziran) değil, yayım tarihinden (30 Eylül) işliyor. 4 Haziran’dan sayıp Mart 2027’yi gösteren hesaplar hatalı.
Mahkeme 2012’deki kararından neden döndü?
Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 2012’de incelemiş ve iptal talebini reddetmişti (E.2011/136, K.2012/72). O kararın dayanağı şuydu: kanun süresiz nafakaya imkân tanıyor ama her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmıyor; hâkim süre belirleyebilir.
Yeni karar, bu yorumun uygulamada karşılık bulmadığını tespit ediyor. Gerekçeye göre 2012’den sonra da Yargıtay ibareyi emredici saymaya devam etti: hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi olmadığı, nafakayı belirli bir süreyle sınırlamanın kanuna açıkça aykırı olacağı kabul edildi.
Mahkeme iptali Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine dayandırdı. Özü şu: kusurlu olması bile gerekmeyen nafaka borçlusuna, hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik olarak süresiz bir yükümlülük yüklemek, devletin çatışan haklar arasında kurması gereken makul dengeyi ortadan kaldırıyor.
Karşı oy yazan üyeler ise sorunun kuralda değil, onun katı yorumlanmasında olduğunu; TMK m.176’daki kaldırma ve azaltma imkânlarının dengeyi zaten sağladığını savundu.
Karar, yeni kuralın nasıl olması gerektiğini söylüyor mu?
Belirli ölçüde, evet. Rakamların hiçbiri kararda yok, ama çerçeve var. Gerekçenin 31. paragrafına göre:
Nafaka kural olarak sınırlanabilir. Yoksulluk nafakası, durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilir.
Hâkime ölçüt verilmeli. İrat biçimindeki nafakanın süresini hâkim; evliliğin süresi, alacaklı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurlara bakarak belirleyebilmeli.
Süresiz nafaka tamamen kalkmıyor. Belirli koşullarda yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesi mümkün olmalı; ama bu hâllerin ölçütleri kanunda açık ve net biçimde yazmalı.
Farklı gerekçe yazan üye, çoğunluğun burada yasama organı yerine bir düzenleme tercihi yaptığını eleştirdi. Bu eleştiri, Meclis’in gerekçedeki çerçeveye ne ölçüde uyacağı sorusunu açık bırakıyor.
Meclis ne hazırlıyor?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 7 Eylül 2026’da düzenlemenin Ekim ayında Meclis gündemine geleceğini açıkladı. Düzenlemenin 13. Yargı Paketi içinde yer alması bekleniyor.
Basına yansıyan taslak bilgilerine göre nafakanın evlilik süresinin yarısı kadar ödenmesi, kısa evliliklerde bile en az beş yıl verilmesi, ileri yaş veya çalışamama hâlinde daha uzun süre tanınması gibi seçenekler konuşuluyor.
Bu rakamlar henüz bir kanun metnine dayanmıyor. Bu satırların yazıldığı 5 Ekim 2026 itibarıyla, ulaşabildiğimiz kadarıyla TBMM Başkanlığı’na sunulmuş resmî bir teklif metni yok. Teklif sunulduğunda içerik bugünkü aktarımlardan farklı olabilir.
Bağlanmış nafakam kesilecek mi?
Hayır. Bu kararla kendiliğinden sona eren bir nafaka yok.
Birincisi, iptal 30 Haziran 2027’ye kadar yürürlükte değil. İkincisi, Anayasa m.153’e göre iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla bağlanmış nafaka, iptal yürürlüğe girdiğinde de kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Mevcut nafakaların yeni sisteme nasıl uyarlanacağı, Meclis’in çıkaracağı kanunun geçiş hükümlerine bağlı. Bu hükümler görülmeden kesin bir şey söylemek doğru olmaz.
Buna karşılık nafakanın kaldırılması ya da azaltılması davası bugün de mümkün. TMK m.176’ya göre nafaka alanın yeniden evlenmesi veya ölüm hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar; evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumundaki değişiklik de artırma veya azaltma sebebidir.
Çocuk nafakası etkileniyor mu?
Hayır. Karar yalnızca boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasına ilişkin. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ayrı bir kurum ve bu karardan etkilenmiyor.
30 Haziran 2027’ye kadar kanun çıkmazsa ne olur?
İbare metinden düşer ve fıkra, nafakanın süresi hakkında hiçbir şey söylemeyen bir metne dönüşür: yoksulluğa düşecek taraf “malî gücü oranında nafaka isteyebilir.”
Bu durumda süreyi belirlemek, hakkaniyete göre karar verme yetkisi çerçevesinde (TMK m.4) hâkime kalır. Sonuç, farklı mahkemelerin farklı süreler belirlemesi ve istikrarın ancak Yargıtay içtihadıyla sağlanması olur. Mahkemenin dokuz aylık süre tanımasının amacı tam olarak bu belirsizliği önlemek.
Hangi bilgiler hâlâ yanlış dolaşıyor?
“Süresiz nafaka tarihe karıştı.” Resmî Gazete yayımından sonra çıkan bazı haber başlıkları böyle. İptal 30 Haziran 2027’ye kadar yürürlükte değil; bugün açılan bir davada bile süresiz nafakaya hükmedilebiliyor.
“Yeni sistemde nafaka beş yıl.” Bu rakam kararda yok. Basına yansıyan taslaktan geliyor ve henüz bir kanun metnine dayanmıyor.
“Mevcut nafakalar Haziran 2027’de bitiyor.” İptal kararları geriye yürümez. Bağlanmış nafakaların akıbetini Meclis’in yazacağı geçiş hükümleri belirleyecek.
Şimdi ne yapmalı?
Boşanma davanız sürüyorsa: Mahkeme 30 Haziran 2027’ye kadar TMK m.175’i bugünkü hâliyle uyguluyor. Ancak TMK m.176/1, nafakanın irat (aylık) yerine toptan ödenmesine de imkân veriyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 tarihli bazı kararlarında, evliliğin kısa sürdüğü, ortak çocuğun olmadığı ve tarafların yaşının dikkate alınması gereken dosyalarda bu seçeneğin tartışılmadan karar verilmesini bozma sebebi saydı (E.2024/6081, K.2025/3776; E.2024/7523, K.2025/3850). Bu, her dosyada toptan ödeme anlamına gelmiyor; seçeneğin değerlendirilmesi gerektiği anlamına geliyor.
Nafaka ödüyorsanız: Karar ödeme yükümlülüğünüzü sona erdirmiyor; ödemeyi durdurmak icra takibiyle sonuçlanabilir. Şartlarınızda gerçek bir değişiklik varsa (nafaka alan tarafın düzenli gelir elde etmeye başlaması, evlenmesi gibi) bu, yeni kanunu beklemeden değerlendirilebilecek ayrı bir konu.
Nafaka alıyorsanız: Bugün itibarıyla hakkınızda bir değişiklik yok. Geçiş hükümleri kanun metninde görülmeden mevcut nafakaların nasıl etkileneceğine dair bir öngörüde bulunmak doğru olmaz.
Bu yazıyı teklif Meclis’e sunulduğunda ve kanunlaştığında güncelleyeceğiz. Aile hukuku alanındaki çalışmalarımız için aile ve kişiler hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.